Ses terapisi, sesi değiştirmeye yönelik davranışsal yöntemler olarak tanımlanabilir ve ses bozukluklarının temel tedavi yaklaşımıdır. Ses terapisinde yöntem, ancak kullanıcısı kadar başarılıdır.
Vokal Fonksiyon Egzersizleri
Fizyolojik ses terapisi yöntemlerinden biri olan Vokal Fonksiyon Egzersizlerinin temeli 1950’lerde bir dizi larengeal kas egzersizi tanımlayan Bertram Briess tarafından atılmış ve ilerleyen dönemde dil ve konuşma terapisti olan Dr. Joseph Stemple tarafından geliştirilerek “vokal fonksiyon egzersizleri” olarak tanımlanmıştır
Vokal Fonksiyon Egzersizlerinin amacı, normal sese sahip konuşmacıların veya ses bozukluğu tanısı almış hastaların ses üretiminde rol oynayan alt sistemlerin ve hava akımı dengesinin kurulması, larengeal kasların güçlenmesi, ses tellerinin daha esnek olması, ses fonksiyonlarının geliştirilmesi, arttırılması ve iyileştirilmesi ve ses üretim sisteminin daha sağlıklı çalışmasıdır.
Vokal Fonksiyon Egzersizlerinin faydalı olabileceği hasta grubunu ses teli nodülü, ses teli polibi, ses teli kisti, iyi huylu gırtlak lezyonları, ses tellerinde paralizi ya da güçsüzlük ve organik tabanlı olmayan fonksiyonel ses bozuklukları teşhisi almış hastalar oluşturmaktadır
Vokal Fonksiyon Egzersizleri programı hem klinisyen hem de ses bozukluğu hastaları için avantajlara sahiptir.
Klinisyen açısından programı hem sistematik hem de somut olmasından dolayı öğretmek kolaydır.
Vokal Fonksiyon Egzersizleri programı, ses bozukluğu hastalarına, hastanın probleminin tanımlanmasıyla başlamaktadır.
Problemin anlatımı sırasında şemalardan, görsellerden ya da hastanın kendi ses telinin videostroboskopik görüntüsünden yararlanılabilir.
Hastanın ses bozukluğunun anlatımı bittikten sonra Vokal Fonksiyon Egzersizlerinin nasıl uygulanacağı gösterilir ve hastada bir seri şeklinde dört egzersiz evde uygulaması istenir. Her bir egzersiz günde iki defa (tercihen sabah ve akşam) ve ikişer kez uygulanır.
Rezonant Ses Terapisi Yöntemi
ses bozukluğunda bu terapi yöntemi ilk olarak Arthur Lessac ve Mark Madsen tarafından oluşturulmuş daha sonra bu çalışmalar temel alınarak Katherina Verdolini tarafından sistemli bir program olarak geliştirilmiştir.
Rezonant ya da öne odaklı ses, genellikle fasiyal kemiklerdeki titreşim hissiyle ilişkili olan rahat sese karşılık gelir.
Terapi temel olarak rezonansın kafa kemiklerinde kinestetik hissiyle üretimine odaklanır. Vibratuar bölgenin (oral- alveolar) hissedilmesi ve fonasyonun rahat olması önemlidir.
Rezonant ses terapisinin ses teli lezyonları (ses teli nodülü, ses teli polibi, ses teli kisti vb.) ve özellikle fonksiyonel ses bozukluklarının tedavisinde faydalı olduğu belirtilmektedir.
Rezonant ses terapisinde hastaya sesi daha öne yerleştirmesi öğretilir. Ses telleri ile üretilen sesin damak, dil ve dudak gibi ön yerleşimli anatomik bölgelerde hissedilmesi sağlanır. Burun ve yüz kemiklerinde titreşim hissedilir.
Rezonant ses terapisi basamaklandırılmış bir terapi programıdır. En temel haliyle ses bozukluklarında bir davranış değiştirme eğitimidir. Terapilere önce hazırlık manevraları ile başlanır. Bu aşamadan sonra tek tek sesler ile çalışılır. Bu aşamada sesleri üretirken rezonanslı sesi oluşturma ve bunu hissetmeye odaklanılır.
Daha sonra hastanın rezonanslı sesi kullanarak bu sesi konuşmaya, konuşmada karşılaşılabilecek karmaşık durumlara genelleyebilmesi için çalışmalar sürdürülür RST her hafta bir kere yapılacak seanslarla sekiz oturumluk bir sürede gerçekleştirilir.
Lax Vox Ses Terapisi
Lax Vox Ses Terapisi (LVST) tekniği, Finlandiyalı konuşma terapisti Marketta Sihvo tarafından ilk kez esnek silikon tüp kullanılarak suya ses üfleme yöntemi olarak tanıtılmış ve eğitim programları düzenlenmiştir.
Lax Vox Ses Terapisinin temel mekanizması ses yolunun hareketliliğini yükseltmek ve yapay olarak uzunluğunu artırmaktır.
Ayrıca larenksin boyundaki vertikal seviyesinin düşmesi ve ses sistemindeki gevşeme ile ses yolu gerilimden uzaklaşıp genişleyerek sesin rezonansını artar. Domino etkisi uygun abdomino diafragmatik solunumun kolaylaşması ile devam eder.
Lax Vox Ses Terapisi, doğrudan sesi değiştirmeye yönelik çok kanallı biyogeribildirim sağlayan bilişsel bir yaklaşımdır. Sesin tüm bileşenlerine (solunum, rezonans, vibrasyon örüntüsü, postür ve destek) yönelik etkileri nedeniyle bütüncül, farklı ses bozukluklarında kullanılabilir olması açısından genel yöntemlere dahil edilebilir.
Silikon tüpün şişenin dip kısmına doğrudan teması, tüp ucunda kapanmaya ve üfleme sırasında direncin istem dışı olarak artmasına sebep olabilir. Amaç su derinliği kadar basınç sağlamak olduğundan tüpün suya sokulan ucu 30-45 derecelik açı ile kesilerek bu durumun önüne geçilebilir
Vurgu (Accent) Yöntemi
Avrupa ülkelerinde sık kullanılan bir ses terapisi tekniği olan Vurgu Yöntemi (VY), Danimarkalı bir fonetikçi olan Svend Smith tarafından 1935- 1970 yılları arasında geliştirilmiştir.
Accent ses terapisi; psikolojik, fizyolojik, akustik ve dilbilimsel ögeleri içinde barındıran holistik (bütüncül) bir yöntemdir. Bu özelliği nedeniyle hem hiperfonksiyonel hem de hipofonksiyonel ses bozukluklarının tedavisinde kullanılabilir.
Accent ses terapisini diğer ses terapisi yöntemlerinden ayıran en önemli özellik; solunum, fonasyon ve artikülasyon fonksiyonlarını bir arada optimize etmeye çalışırken glotis düzeyinde Bernoulli etkisi oluşturmasıdır.
Accent ses terapisinin fizyolojik temellerini; hiperaktivitenin önlenmesi, solunumun güçlendirilmesi ve glotis düzeyinde Bernoulli etkisi oluşturma şeklinde üç başlık altında inceleyebiliriz.
Hiperaktivitenin önlenmesi: Düşük perdeli/şiddetli ve soluklu fonasyon larenks kaslarındaki hipertoniyi ve ses telleri üzerindeki yükü azaltır. [h] ünsüzü ile başlayan heceler kullanılarak yapılan soluklu egzersizler sert glotik atakları önler. Perde vurgusu yerine şiddet vurgusunun kullanılmaya başlanmasıyla larenksteki gereksiz kasılmalar ortadan kalkar.
Solunumun güçlendirilmesi: Solunum çalışmasına ek olarak, tekniğin uygulanması sırasında kullanılan soluklu fonasyon, daha fazla hava kullanımını gerektirdiğinden solunum aktivitesini artırır. [i], [u] gibi kapalı ünlülerin artikülasyonu sırasında artikülasyon noktasındaki darlık nedeniyle supraglotik basınç yükselir, bunun sonucu olarak subglotik ile supraglotik basınç arasındaki farkı gösteren transglotik basınç düşer. Transglotik basıncın düşmesi ise ekspiratuvar aktiviteyi artırır
Bernoulli etkisi oluşturma: Vurgulu hecelerin fonasyonu sırasında, ses telleri arasından hızla geçen hava glotiste basınç azalmasına neden olur. Ses telleri, aerodinamik enerji yoluyla kolayca ve bütün olarak kapanır. Bernoulli etkisi adı verilen bu olay, fizikte “akışkanların hızı arttıkça basıncı azalır” şeklinde ifade edilen Bernoulli prensibine dayanır.
Smith tarafından tanımlandığı şekliyle, (1) karın-diyafram solunumu, (2) vurgulu ritmik fonasyon ve daha sonra artikülasyon, (3) vücut ve kol hareketleri.
Ses bozukluğu hastasının gerek solunum gerekse fonasyon egzersizlerindeki ritmi daha iyi hissedebilmesi için; bongo, darbuka gibi vurmalı bir çalgı veya el kullanılarak ritim tutulur.
Accent ses terapisi, basitten karmaşığa doğru hastanın öğrenme kapasitesine bağlı olarak adım adım ilerler. Organ hareketlerinin kontrolü kinestetik geribildirime dayandığından, hastanın kendi vücudundan, vücut parçalarının pozisyonundan ve hareketlerinden haberdar olması (bedensel farkındalık) çok önemlidir.
Accent ses terapisinin en önemli kullanım alanları, diğer holistik ses terapisi yöntemlerinde olduğu gibi fonksiyonel ses bozuklukları ve bunların neden olduğu sekonder organik lezyonlardır. Kontakt ülserinde de antireflü tedaviyle birlikte kullanılabilir, fakat daha uzun süreli bir tedavi gerektirir.
Accent ses terapisi, oluşturduğu Bernoulli etkisi nedeniyle, sulcus vocalis ve tek taraflı reküren sinir paralizisi gibi organik ses bozukluklarının tedavisinde de başarıyla kullanılmaktadır. Tek taraflı paralizilerde cerrahi için bekleme döneminde VY’nin uygulanması, cerrahi uygulanacak hasta sayısını azaltacağı gibi paraliziye bağlı hiperfonksiyonel davranışların gelişmesini de engeller.
Accent ses terapisi, diğer holistik yöntemlerde olduğu gibi daha basit ses terapisi yöntemleriyle tedavi edilemeyen ses bozukluklarında başarıyla kullanılan bir ses terapisi tekniğidir.
Mesleği gereği sesini fazla kullanmak zorunda olan ses bozukluğu hastalarında ve glotik yetersizliği olanlarda tercih edilmesi gereken bir yöntemdir.
Lee Silverman Ses Terapisi
1987’de Ramig ve ark. Parkinson hastaları için ses teli addüksiyonunu (kapaması) arttırmak ve genel olarak ses ve konuşma özelliklerini iyileştirmek amacı ile yoğun bir terapi programı geliştirmişlerdir. Lee Silverman Ses Terapisi olarak adlandırılan bu yaklaşım fonatuvar ve solunum fonksiyonlarını azami seviyeye çıkartmak amacı ile tasarlanmıştır.
Lee Silverman Ses Terapisi dört hafta boyunca haftada arka arkaya dört gün süren yoğun bir ses terapisidir. Her terapi seansı bir saat sürer.
Tedavi fonatuvar eforu arttırıp ses teli eğriliğini azaltıp sesi yükseltmeyi amaçlar. Basit egzersizlerle başlayıp daha zor egzersizlerle devam edilir.
Sadece ses yükseltmeyi hedefleyerek ses kaynağını güçlendirmek, volüm artışına paralel olarak artikülasyon, entonasyon vs. gibi diğer konuşma özelliklerinin güçlenmesini tetiklemek, ses yüksekliğinin sensorimotor algısını rekalibre etmek ve tek bir hatırlatma kullanılarak (“Sesinizi yükseltin”) tedavi etkilerini iletişim ortamlarına genellenmesini sağlamak amaçlanır.
Terapi yoğundur ve yüksek efor gerektirir. Her egzersiz en az 15 defa tekrar edilir. Seansta yapılan egzersizlere ek olarak eve ödevler de verilir.
Çiğneme metodu
Froeschels tarafından geliştirilen çiğneme metodu laringeal hiperfonksiyonu azaltmak için kullanılan bir ses terapisi tekniğidir. Pek çok klinisyen fonksiyonel ses bozuklukları olan örneğin konversiyon afoni olan hastalarda görülen boyun ve çenedeki gerilimi azaltmak için kullanılan başarılı bir teknik olduğunu belirtmektedir.
Bu ses terapisinde hastalardan ses çıkarırken aynı zamanda çiğneme benzeri hareket yapmaları istenir. Çiğneme, larinks ve artikülatörler kasları rahatlatırken davranış sözcük ve tümcelere taşınır.
Çiğneme metodundaki egzersizler ses çıkarırken abartılı çiğnemeden başlar, değişen entonasyondaki kısa öbeklere ve normal oral hareketlere dönüşene dek çiğneme hareketinin dereceli olarak azaltılmasına kadar değişir.
Aksan terapisi
Bu ses terapisi tekniği, aşırı ses kullanımı, ses teli paralizisi, cerrahi müdahale gerektirmeyen güçsüzlük, kronik yada akut larenjit gibi ses bozukluğuna yol açacak durumlarda kullanılan bir terapi yöntemidir.
Aksan ses terapisi üç temel alıştırmadan oluşmaktadır. Bunlar solunum alıştırmaları, fonatuar alıştırmalar ve hareket alıştırmalarıdır.
Klinisyenin uyaran sunduğu ve hastanın yanıtladığı bir diyalog biçimindedir. Öncelikle respiratuar kasların farkındalığını sağlamak için aksanlı bir ritmle solunum çalışılmaktadır. Ritmik solunum oluştuğunda, ritm korunarak kolay fonasyon oluşturan hece kombinasyonları eklenmektedir.
Kullanılan ritm, perde ve heceler değişebilmektedir. Tek nefeste, değişen uzunluktaki üretimlerden sohbete kadar arttırılabilmektedir. Aksanlı, ritmik üretimler korunur ancak vücut hareketleri dereceli olarak azaltılarak yok edilmektedir
Tüm ses bozuklukları tiplerinin tedavisinde kullanılmaktadır. Ses üretiminin altında yatan kontrol mekanizması olarak solunuma odaklanmakta; seslemenin ve vücudun ritmik hareketlerini kullanmaktadır. Ses çıkarmanın kolay ve rahat olabilmesi için boğazın rahat olması ve solunum biçiminin doğru olması gerekmektedir. Müzik benzeri doğal ritmler kullanılarak solunuma odaklanılmaktadır.
Savaş Çelik
Uzm Dil ve Konuşma Terapisti
No responses yet